Deprecated: Function ereg_replace() is deprecated in /home/iktibas/public_html/include/input.php on line 9

Deprecated: Function ereg_replace() is deprecated in /home/iktibas/public_html/include/input.php on line 9

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/iktibas/public_html/include/input.php:9) in /home/iktibas/public_html/tepedip.php on line 2
Osmanlı'nın İlk Vergisi - İktibas Metin Arşivi
Foraa!ID'niz yoksa, bir tâne edinmek için üzerime tıklamalısınız.

Yazarlar

Bu yazıya geliş yolunuzdan geri dönmek için ilgili linkler.

BU YAZIYLA İLGİLİ YAPABİLECEKLERİNİZ

Bu yazıyı gündeme taşıyın...

Bu yazıyı arkadaşınıza gönderin...

Bu yazıyı yazıcıya gönderin...

Merhaba, ben Can. Sizi çıkartamadım.
Foraa!ID:
Şifre:
Beni bu makinede hatırla
Şifremi/ID'mi unuttum...
BU YAZININ KÜNYESİ
Yazarı: İsmail Yağcı
Arşive eklenme târihi: 29.06.2001
Toplam gösterilme adedi: 5620

İsmail Yağcı

Osmanlı'nın İlk Vergisi

[29.06.2001] Bu yazı 5620 kez okundu.

Bugün bir devletin en büyük gelir kaynağı, vatandaşlarından aldığı vergilerdir. Bunların kanunlarımıza uygun olarak verilmesi de, her Türkün vatandaşlık görevlerinin başında gelir.

Elbette devletin birçok giderleri vardır. Yollar, hastaneler, limanlar, okullar v.s. yapılması, memurların maaşlarının verilmesi, hep toplanan vergilerle oluyor.

Bugünün devletinin geliri vergidir dedik. Peki önceki devletlerin gelirleri, başka şeyler miydi? Buna şartlı olarak 'Evet' diyebiliriz. Çünkü, yapılan savaşlarda alınan ganimetlerin bir kısmı da devlet hazinesine aktarılırdı. Yapılan harpler çok masraflar gerektiriyordu. Kazanan taraf, kaybedenden yüklü bir gelir elde ederdi.

Buradan şunu üstüne basa basa açıklamak isterim ki: 'Hiçbir Türk hükümdar ve komutanı, hazineye gelir sağlamak için harp açmamıştır. Her harp öncesinde, karşı tarafa anlaşma ve barış teklif edilmiştir. Israr ve inat edenlerle harp edilmiştir.'

Buna bir örnek vermek istersek, Anadolu'yu Türklere vatan kılan, Malazgirt Meydan Muharebesi'ni söyleyebiliriz. Bizans İmparatoru, İstanbul'dan büyük bir öfke ile yola çıktı. Anadolu'yu tehdit eden Türk-müslüman tehlikesinin kökünü kazımalıydı. Sivas üzerinden Doğu Anadolu yaylalarına Bizans askerleri akıyordu. Sivastaki harp meclisilerinde, temkin ve anlaşmayı teklif eden bazı komutanlarına İmparator hakaretler etti. Onları korkaklıkla suçladı. Malazgirtte Rahva düzlüğünde, Türk ve Bizans orduları karşı karşıya geldiler. Türk komutanı Alparslan Sevgili Peygamberimizin sünnetine uygun olarak bir sulh heyetini Bizans imparatoruna gönderdi. İmparator ise 'Sizi gidi korkaklar, şimiye kadar nerelerdeydiniz. Büyük ordumu görünce korkunudan barış istiyorsunuz. Siz bırakın bunları bana hemen Hemedan ve İsfehan'dan hangisinde kışı geçireyim onu söyleyin?' diye alay etti.

Bunun üzerine Türk elçisi İbn-ül Mehleban: 'Atların için Hemedan'ın iklimi iyidir. Sana gelince, nerede kışlayacağını şimdiden kestiremem!' diye kükredi.

Yoksa Türkler, hazine boşaldıkça sefer kararı alan bir harami topluluğu hiçbir zaman olmamıştır.

Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi, kendisine merkez yaptığı Yenişehir'de kalmaya başlamıştır. Birgün Germiyan taraflarından bir adam gelerek Osman Gazi'ye:

- Buranın pazar BAC'ını bana sat, dedi. Osman gazi sordu:
- BAC nedir? Germiyan cevap verdi:
- Pazara her kim satmak için birşey getirirse ondan akçe almaktır, dedi. Şanlı Gazi hayretle:
- Bre Adam! Bu pazara gelenlerden alacağın var mı ki, bu adamlardan akçe istersin? deyince, adam:
- Bu adettir. Her vilayette satılan mallardan padişah için akçe alınır, dedi. Bu sefer Osman Gazi:
- Bu adet Allahü tealanın emri midir, yoksa sevgili peygamberimizin sünneti midir? diye sordu. Adam bu sefer:
- Bu eskiden beri padişahların adetidir, deyince. Osman Gazi:
- Derhal buradan uzaklaş! Yoksa sana zararım dokunur. Bir kimse alın teri ile bir mal kazanmış. Ben ona ortak mıyım ki, bana akçe vere! diyerek adamı kovdu.

Bu konuşmaları dinleyen bazı devler adamları Osman Gazi'ye:

- Beyimiz, evet siz ortak değilsiniz. Ama bu pazarın beklenmesini senin askerin yapar. Hizmetlerini senin adamların görür. Bu adamların emeklerinin zayi olmaması için BAC verilmesi adettir, dediler. Bunun üzerine Osmanlı'nın ilk vergi kanunu da konmuş oldu: 'Her kim ki pazara bir yük getirip satarsa iki akçe versin. Eğer getirip de satamazsa, hiçbir şey vermesin.'
Böylece bugün belediyelerimizin, satıcılardan aldığı Rüsum adı verilen vergi konulmuş oldu.

Dikkat edilirse, bir devletin başkanı hazinesine girecek paradan önce halkının bir zulme uğramamasına dikkat ediyor. Halkına baba şefkati ile muamele ediyor. İşte bugün dilimize yerleşmiş DEVLET BABA sözü böyle güzel davranışlardan doğmuştur. Biz de devletimizin evlatları olduğumuzu hiç bir zaman unutmamalıyız. Bu millete ve vatana hizmet edenlere selam olsun!

Yazarın arşivimizdeki diğer yazıları:

Şehidliğe Susayan Paşa
Fransız Generalin İtirafları
Çandırlı Ömer Ağa - 1
Çandırlı Ömer Ağa - 2
Avrupaya İlk Adım - 1
Avrupa'ya İlk Adım - 2
Bayezid'in Yarasını Saran Asker
Şehit Komutanın Zarfı
Fatih'in İlim Severliği
Fedakâr Tüccarın İsteği
Kale Kurtaran Kadı
İstonibelgrad'ın dokuz fedaisi
Cem Sultan ve Rodos Şovalyeleri
Linç
Para Yerine Kösele
Yarın Kuyuları Gör!
Avustralya Gâzîleri
İlim tahsîli teşvik iledir
ANKET


YTL etiketler görülmeye başladı. Piyâsaya çıktığında

Kaosa sebep olacak

Kaos olmasa da, vatandaş alışmakta zorlanacak

Yaşlılardan başka zorlanan olmaz

Sâdece sıfırlardan kurtulacağız, herkes alışır

Çok faydaları var, bekleyin görün

| Netîce...


İktibas Metin Arşivi bir     sitesidir.
Doğal Sabun | Mekanik Tesisat

Warning: Unknown: write failed: Disk quota exceeded (122) in Unknown on line 0

Warning: Unknown: Failed to write session data (files). Please verify that the current setting of session.save_path is correct (/tmp) in Unknown on line 0