Deprecated: Function ereg_replace() is deprecated in /home/iktibas/public_html/include/input.php on line 9

Deprecated: Function ereg_replace() is deprecated in /home/iktibas/public_html/include/input.php on line 9

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/iktibas/public_html/include/input.php:9) in /home/iktibas/public_html/tepedip.php on line 2
Starbucks kahvelerinin başarısı. - İktibas Metin Arşivi
Foraa!ID'niz yoksa, bir tâne edinmek için üzerime tıklamalısınız.

Metinler

Bu metne geliş yolunuzdan geri dönmek için ilgili linkler.

BU METİNLE İLGİLİ YAPABİLECEKLERİNİZ

Bu metni gündeme taşıyın...

Bu metni arkadaşınıza gönderin...

Bu metni yazıcıya gönderin...

Siz de bir metin ekleyin...

Merhaba, ben Can. Sizi çıkartamadım.
Foraa!ID:
Şifre:
Beni bu makinede hatırla
Şifremi/ID'mi unuttum...
BU METİNİN KÜNYESİ
Konuları: Enteresan  
Türü: Makâleler
Arşive eklenme tarihi: 31.08.2004
Bugün gösterilme adedi: 11132
Toplam gösterilme adedi: 11228
Toplam gönderilme adedi: 7
Starbucks kahvelerinin başarısı.

[31.08.2004] [Makâleler]

Biliyorsunuz medyamızın "güzide" kalemleri hafta içi vatan kurtarmaktan çok yoruldukları için hafta sonları genelde "hafif" yazılar yazarlar. Bazı yazarlarımız bu "hafif" muhabbetlere seks hayatlarından, köpeklerinin yedikleri mamalara kadar bizleri zerre kadar ilgilendirmeyen konuları da eklerler ama yine de belli bir gelenek olarak Pazar günleri gazetelerde okuyucunun beyninin de tatile girdiği varsayılarak hep "hafif" yazılar görmek olasıdır. Bizde bu Pazar bu geleneğe uyalım dedik ve kendi standartlarımıza göre yazacak "hafif" bir konu bulduk. Bugünkü konumuz Kahve.

Kahve kelimesi Arapça "Kahweh" kelimesinden gelir ve anlamı da güç verendir. Kahveyle bizim tanışıklığımız ise kahvenin yemenden gelmesi sözüne uygun olarak 450 yıl önce Yemen Valisi Özdemir Paşanın yanında mis gibi kokan kahve çuvallarını zamanın Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’a hediye olarak getirmesiyle başlıyor. İlk defa tattığı kahveden çok hoşnut kalan Sultan Süleyman kahve pişirme işinin ciddiyetinin farkına varıp hemen sarayda bir kahveci teşkilatı kurduruyor başına da kahveci başı rütbesiyle bir sorumlu atıyor. (Ah şu bizim bürokrasi alışkanlığımız)

Bir süre sonrada kahve pişirme ustalığı adında bir meslek doğup paşa ve bey konaklarında aranılan elemanlar haline geliyorlar. Kahveyle sıradan halkın tanışması da uzun sürmüyor ve ilk kahvehane 1554 yılında Tahtakale’de açılıyor ve böylece dünya yine bizim buluşumuz olan kahvehanelerle tanışıyor. Bu mekanlar kısa zamanda her sınıftan insanların bir araya geldiği ve bir yandan "Osmanlı’yı kurtarıp" öte yandan kahvelerini höpürdettikleri mekanlar haline geliyorlar.

İtalyan tüccarlar kısa sürede Avrupa’ya kahve ticaretine başlasa da Avrupa’nın kahveyle tanışması 1683’teki Viyana kuşatması sırasında savaşta bile kahvelerinden vazgeçmeyen Türklerin geride bıraktığı kahve çuvalları ile oluyor. Bugünün "medeni" Avrupalıları kahveden o kadar habersizdi ki ele geçirdikleri kahve çuvallarını neredeyse deve yemi diye Tuna nehrine dökeceklerdi. O günden sonra Batıya hızla yayılan kahve içimi alışkanlığı daha sonrada Amerika’ya yayılarak standart bir Amerikalının en çok tükettiği içecek hale geldi. (Biradan sonra tabii ki)

Şimdi bu kahve konusu nerden aklımıza geldi söyleyelim. Vatan gazetesinin 21 Şubat 2004 tarihli sayısında Amerikan Kahveci şirketi Starbucks’un Türkiye yatırımını planlanandan 7 yıl önce amorti ettiği ve yıl sonunda Türkiye’de 25 mağazaya ulaşacakları yazılmış. Şirketlerin birbiri üzerine battığı ve halkın fakirlikten kan ağladığı ülkemizde böylesine para kazanmayı becerebilen Starbucks’un bu "başarısını" kutlamak gerekir. Madem öyle bu başarılı şirketi tanıyalım hep beraber.

Starbucks’ın Amerika’da kurulmuş kendi halinde bir kahveciyken bugün dünyanın her yanına pıtırak gibi yayılmış dev bir holding olmasının ardında son derece akıllı bir adam yatmakta. Starbucks’a bir çalışan olarak giren ama "kurnazca" fikirleriyle kısa sürede şirketi ele geçirip aynı kurnazlıkla dünyayı da ele geçirmeye başlayan bu adam şu anda Starbucks’ın başında bulunan Howard Schultz.

Bay Schultz hem inançlı bir Yahudi hem de Kudüs Aish HaTorah vakfının Siyonist İsrail Devletinin kuruluşunun 50.yılı onuruna verdiği ödülü almaya hak kazanacak derecede iyi bir Siyonist. (Aish Ha Torah İsrail’in propagandası ile ilgilenen bir vakıftır. Yaptıkları katliamları bile haklı gösterebilecek denli de işlerini iyi yaparlar)

İsrail dünya üzerinde propagandanın gücünü sonuna kadar kullanabilen yegane devlettir. 22 Nisan 2002 tarihinde İsrail Dışişleri Bakanlığının Halka İlişkiler Sorumlusu (Yalanlar sorumlusu) Gideon Meir verdiği demeçte İsrail’in halkla ilişkilerdeki başarısının ardında "Howard Schultz" gibi zengin Yahudi kardeşlerinin büyük emeği olduğunu belirtmişti. "Yalan Sorumlusu" Meir’in Howardı bu kadar övmesinin sebebi bir kaç hafta önce ABD’nin Seattle şehrindeki sinagogda yapılan bir toplantı sırasında Howard’ın cesurca mikrofona sarılıp Yahudi düşmanlığının 1930’lardan beri dünya çapında en yüksek seviyesine ulaştığını bunun sorumlusunun da "hain" Filistinliler olduğunu söylemesiydi. Howarda göre Filistinliler "teslim olmadığı için" (!!!) bütün bunlar oluyordu. İşte bu "harika" bakış açısı sayesinde İsrail’in "Yalan Sorumlusu" nun övgülerine maruz kalmıştı bizim Howard.

Yahudilerin özellikle Amerika’da propaganda amaçlı olarak kullandıkları en önemli "yalan makinesi" ise New York Times Gazetesidir. Ağustos 2000 yılında New York Times ile Starbucks bir anlaşmaya varmıştır. Buna göre New York Times elindeki bütün reklam ve haber imkanları ile Amerikalıları Starbucks kahvecilerine gitmeye ikna edecek karşılığında ise Starbucks dükkanlarında bir yudum kahve yanında bir gazete okumak isterseniz orada bulabileceğiniz tek gazete New York Times olacaktı. Ne kadar anlamlı bir işbirliği değil mi?

Burada garip bir olaydan da söz etmek gerek. Türkiye ve dünyada kafe üstüne kafe açan Starbucksın en başarısız olduğu ülke İsrail’dir. İsrail’de açılan altı Starbucks kafesi sinek avladıkları nedeniyle kapatılmalarına karar verilmiştir. Bu kafelerin sinek avlamalarının en büyük nedeni herhalde Filistinlilerin Starbucks’ın sahibi Howardın sözlerine tepki duymaları ve İsraillilerinde potansiyel bombalama hedefi olacağını tahmin ettikleri bu cafelere özenle gitmemeleriydi.

Starbucks’ın İsrail ve Yahudi cemaatine hizmetleri sadece propaganda alanında kalmayıp nakit para yardımları olarak da görülmektedir. Mesela Yahudi Elia Haller’in Amerika’da İsrail yararına düzenlediği "bowl for israel" adı altındaki para toplama kampanyalarının en büyük bağışçısı her zaman Starbucks olmuştur. Son olarak düzenlenen böyle bağış amaçlı bir mangal partisinde İsrail ordusunda yeni kurulacak bir paraşütçü birliği için oldukça büyük oranlarda para toplanmıştı.

Eğitime’de büyük önem veren Starbucks özellikle Texas Üniversitesi bünyesinde Howard Schultz Bursu adı altında öğrencilere yardım etmektedir. Ufak bir şartla çünkü burs sadece üniversitenin Yahudi Çalışmaları bölümünde okuyan öğrencilere verilmekte.

İsrail ve Yahudi cemaatiyle bu kadar içli dışlı bir şirketin Türkiye dışındaki Müslüman ülkelerde durumu nedir derseniz "şaşırtıcı" bir şekilde mükemmeldir. Din ve imanları para haline gelmiş Arap şeyhleri ülkelerinde birbiri ardınca Starbucks açılmasını teşvik etmişlerdir zaten şirketin Ortadoğu Bölgesi temsilcisi Kuveytli Al Shaya Grubudur. Türkiye’deki Starbucks’da bu grup tarafından açılmıştır. (Amerikanın Türkiye’yi gördüğü yer bakımından önemli, Ortadoğu projesi mi demiştiniz?)

1800’lerin sonunda kurulan Al Shaya ve mahdumları aile şirketi bütün bir orta doğuda Batı kapitalizmin temsilciliğini yaparak Karun kadar zenginleşmiştir. Ufacık bir toplu iğne bile üretmek yerine sadece Batı mallarının tüccarlığı üzerine yoğunlaşmış Al Shaya ailesi 8 ülkede 650’den fazla mağaza açmıştır. Dünyaca ünlü Next,Starbucks,Bodyshop,Topshop gibi 37 adet markayı bünyelerinde barındırıyorlar ve özellikle Petrol Paralarını koyacak yer bulamayıp deli gibi alışveriş yapan zengin Arap ülkelerinde iş yapıyorlar. (Bir gün petrol biterse eski işleri deve ticaretine dönecekleri kesindir). Şirketin Türkiye müdürü ise kocası Lübnanlı zarif bir bayan olan Işık Keçeci Aşur. Kocası Al Shaya ailesi ile tanış oldukları için Türkiye deki bu zor görevin başına getirilmiş. Starbucks’ın kârına bakarsak iyide iş çıkarmış. Kendisini kutluyoruz.

Biraz da Starbucks neyi temsil ediyor ona bakalım. Starbucks’ın kahveyi Batıyla tanıştıranların memleketi Türkiye’de bile bu kadar kısa zamanda büyümesi Global Kapitalizmin Türkiye’de hızla kök salmasına iyi bir örnek. Öncelikle Kahvehane ve Coffee Shop farkı nedir ona bakalım. Normal bir toplumda insanlar köle olmadıkları için kendilerine ayıracakları bir zaman ve sosyalleşebilecekleri bir ortam vardır. Böyle bir toplumda kahve ya büyük bir keyifle evinizde içilir veya kahvehanelerde içilirdi. Kapitalizmin hayat şekli ise farklıdır ve bu lükse sadece patron sahiptir. Çalışan ise köle olduğu için ve vakit nakit olduğu için hayatının büyük kısmını çalışmak geri kalan kısmını ise televizyonda reklam arası programları izleyip sonrada yatıp uyumakla geçirmek zorundadır. Bu sebeple Lokantanın yerini fast food, kahvehanenin yerini ise coffe shop almakta. Bazı Coffee Shoplar uzun zaman geçirmenize göre yapılanmış olsa da temel mantık hızlı üret ve hızlı tükettir.

Starbucks’ın diğer Kapitalist Kafelerden farkı nedir peki. En büyük farkı uyguladığı saldırgan stratejidir. Bu ilginç strateji "rakiplerini yok et" olarak da özetlenebilir. Mesela diyelim ki kafe açılacak yer maksimum 10 kafe kaldırabilecek bir yer. Halihazırda orda açılmış 6 adet kafetarya ve kahvehane var diyelim. Starbucks geliyor ve 10 coffe shop’u aynı anda açıyor. Tabii rakipler dahil hiç bir işletme doğru dürüst iş yapamıyor ve başlıyor zararına satışlar. Rakip dükkanlar Starbucks kadar güçlü olmadığı için birer birer kepenkleri indirmeye başlıyorlar ve bir süre sonra geride sadece Starbucks’ın on dükkanı kalıyor. Bütün bölge onlara kalıyor yani. Amerika’da bu şekilde binlerce rakip Kafeyi iflas ettirmekle suçlanan bir şirket Starbucks. Başka bir yöntemleri de rakip mağazalar eğer kiradaysa mülk sahiplerine dükkan kirasının çok üstünde para teklif edip oraya kendileri kafe açmaktır. Tabi normal cafelerde içeceğiniz bir kahvenin 10 misli parayı aynı kahveye ödemeniz de cabası.

Sonuçta Kapitalizmi kuralına göre oynayan ve kazanmasını bilen bir şirket Starbucks. Kahve Kültürünün vatanı Arap toprakları ve Türkiye’de Starbucks’ın bu başarısı kültür emperyalizminin ne kadar derinlere indiğinin de bir delili. Yakında Bildiğimiz Çorbacıları "soup shop" diye açıp babadan kalma tarhana çorbasını bizim Batı hayranlarında "power soup" diye satarlarsa hiç şaşırmayacağım.

Serdar Kuru
Bu metin hoşunuza gittiyse, mutlaka aşağıdakiler de gidecektir.

Starbucks kahvelerinin başarısı.
Türk ailesi bitti, yeni model devrede
Mor kalemle yazma yasağı

- Siz de metin ekleyin.
- Bu metni arkadaşınıza gönderin

Beden Kitle İndeksi Hesapla

ANKET


YTL etiketler görülmeye başladı. Piyâsaya çıktığında

Kaosa sebep olacak

Kaos olmasa da, vatandaş alışmakta zorlanacak

Yaşlılardan başka zorlanan olmaz

Sâdece sıfırlardan kurtulacağız, herkes alışır

Çok faydaları var, bekleyin görün

| Netîce...


İktibas Metin Arşivi bir     sitesidir.
Doğal Sabun | Mekanik Tesisat

Warning: Unknown: write failed: Disk quota exceeded (122) in Unknown on line 0

Warning: Unknown: Failed to write session data (files). Please verify that the current setting of session.save_path is correct (/tmp) in Unknown on line 0